Şuanki Zaman: 06-18-2019, 11:49 PM Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)


Radyo Kodumuz

DUYURU !!! Sitemize Üte alımları durdurulmuştur. İletişim İçin uyelik@elifsfenks.com adresine mail atınız...LİNK!


Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bülent Parlak: Kışın Vakit Dar Olur
08-23-2009, 08:17 PM
Mesaj: #1
Bülent Parlak: Kışın Vakit Dar Olur
Kalbim!
Ceplerine taş doldurmuş çocuklar gibi uyurdun sen...
Kalbim!
Bazen evlerinin önünde oturan kadınlara gelin önerdin sen. Övdüğün yosmalar seni şaşırtmadı da mahcup etti her seferinde. “Son” dedin, “bu son tavsiyem olacak” dedin. Ama yoksul çocuklara ait o tek fotoğrafın ateşe düşmesi gibi Bağdat düşünce sen gittin. Yokuş olsa da yolun doğusu sen gittin. “Nasılsa” dedin söylenerek, everdiğim bir gelin yolda toplar beni.

İnsan yola düşünce ne çok dökülene rastlıyor.

Kalbim!
Ne zaman bir kapıya varsan fark ettin mi, zili bozuk bir kapıya denk düştün sen. Seslendiğinde seni duyan olmadı da, içeriden gelen sesler bir misafirin kapıdan nasıl da veda ettiğini gösterdi; balkondan sarkan yarası şık adamlara. Bilirsin, kışları vakit dar olur. Sen ne zaman bir soğuk görsen, bir ayaz, kozalağını özleyen bir ağaç, tenekede yaktıkları ateşle ellerini ısıtan pazarcılar hep kapısının zili bozuk o evlere sökün ettin. Kötü bu söz dinlememe huyun. Dostların, kapısını çaldığın evlerle kendi evinin arasındaki fırtınadan ne zaman seni kurtarmak istese toprağı işgale uğramış köylüler gibi davrandın.


Senin yalnızlığına maya çalan da bu soğuklar oldu.


Kalbim!

Ceplerine taş doldurmuş çocuklar gibi uyurdun sen. Hatırlamaktan bitkin düştüğün çocukluğunu, kedilerin kuyruğuna taş bağladığın çocukluğunu, karıncalara sakalık yaptığın çocukluğunu, savsaklanmış çocukluğunu ağzından kaçırınca bir kör dövüşüne dönüşüyorsun. Çocukken mahallende çamur ahalisi vardı. Onların arasında sen, cenazeye rastlamışlar gibi dururdun kenarda. Örneğin; çipçirkin, başıboş köpekleri severdin sen, onlar taş atarlardı gülerek. Kızamık çıkardı diye bir arkadaşın sen yas ilan ederdin, onlar başka mahalleden sevmedikleri bir oğlanı çağırırlardı. “Kaleye adam gerekiyor” derlerdi. Hiç olmadık vakitlerde henüz kimse tarafından işlenmemiş bir insanlık suçu arardın. Yersiz ve yurtsuz suçların olurdu senin.


Kimilerine işledikleri suçlarla avunmak kalıyor.


Kalbim!

Bir gün yaşadığın yerden, doğduğun yerden, annenin dizinin dibinden ayrılma vakti gelmişti. Çok oldu, hatırlamazsın. İçip içip sevdiği kızı ağlayarak anlatan sarhoş adamlar gibiydin terminalde. Sana soru sormaya korkan anneni ardında bıraktığın gün senin kıyametin oldu. Annesini bir aşk gibi seven çocuklar ölene kadar iflah olmaz. O soru sormaya çekinirdi, sen onu oğulsuz bırakırken. Yüzü kum torbalarını andıran kadının ağrılı yalnızlığında sen başka, sen uzak, sen büyük bir şehirdeydin. Hiçbir teselli annenin azarının yerini bile tutmadı. Caddelerde dolaşıp durdun sonra, sanki bir efkarın bekçisi gibi dolaşıp durdun. İçine sürekli odun atılan şömine gibiydin caddelerde. İşte o günlerde dişlerini unla fırçaladın sen, taziyelere gidip telefonuna yüklediğin oynak havaları çalmaya başladın, ülkene verdiğin nota yüzünden elçisi geri çekilmiş kızgınlara döndün, yaşlı kadınların kucağında oturan kedileri günaha soktun, maç önlerinde su satan kimi görsen yanında taşıdığın zabıta kıyafetlerini geçirdin üstüne.


Gidecek yeri olmayanların kaldıkları yerde mutlu olduğu görülmemiştir.


Kalbim!

Kuyuya düşen çocukların sesini insanın kendisinden başkası duymaz. Belki de bir tesadüf…


Bülent Parlak (Gerçek Hayat Dergisi)

[Resim: 59419576_10218729323894352_6752700857269...e=5D6E11A4]
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla: